SAKIZ

Çocukken, mahallede Tuba diye bir kız vardı .. Hep sakız çiğnerdi.. Sakızını çiğner çiğner, sonra eliyle çekiştirir, masanın üstüne, sandalyeye, hep gözümüzün önüne koyardı. 
Hayatım boyunca sevmedim sakızı, bundan mı bilmem.. Sakızın çiğnenirken çıkardığı ses hep sinirime dokundu..
Tuba’ yı da sevemedim pek.. Her ne kadar, annem, “kızım bak, annesi de hep sakız çiğniyor, çocuk onu görmüş, öyle alışmış” dese de, yine de çok bir şey değişmedi bende..
Aslında, yeterince net açıklıyordu durumu bu sözler.. 
Anlayabiliyordum evet, hafifletici sebepleri vardı; onu yargılamamam gerektiğini bana anlatan sebepler..
Ama..
Onu sevmemi, onunla oyun oynamak istememi sağlamıyordu..
Bunun için daha fazlası lazımdı..
Genelde yalnız kalırdı o.. Sakızdan öte bir şey vardı belki, pek sevilmezdi..
Bir taraftan da üzülürdüm, yalnız kalmasını istemezdim.. 
Ama bu da..
Onu sevmemi, onunla oyun oynamak istememi sağlamıyordu..
Karşındakini anlamak, merhamet duymak, kendini onun yerine koymak, ne hissettiğini anlamaya çalışmak, bunlar başkaydı..
Onu sevmek başka..
Zorlamayla olacak bir şey değildi.. 
İçerden gelmesi gerekiyordu..
Bir gün Tuba’ nın yanında birkaç çocuk gördüm, çok mutluydu, oynuyorlardı. Sakızlarını çekiştirip birbirine yapıştırıyor, kahkaha atıyorlardı..
Çok mutlu olmuştum.. Sanki üstümden bir yük kalktı o an..
Tuba’ nın yüzünde de bir kıskandırma hali, “ baaaak benim de arkadaşlarım var, sen orda tek başına toprakla oyna”
Oysa ben, ne kadar mutluydum, üzerimden bir sorumluluk, yük kalkmış şekilde, suyu yavaşça toprağa döküp, toprağın çamura dönüşümünü izlerken..
İyi olmasını istiyordum, ve iyiydi..
Hayatımda, oyunumda olmasını istemiyordum, ve değildi..
Benim için sonuç gayet başarılı olmuştu..😂😂
Tuba ile öğrenmiştim ben, arkadaşlıkların, dostlukların zorlamayla kurulamayacağını, hayatımda istemediğim insanlara yer açmak zorunda olmadığımı.. Zorla açılan yerin, onlara da bana da faydadan çok zarar getireceğini, onları gerçekten de hayatında isteyen insanları görmesini engelleyebileceğini.. Fedakarlık denen şeyin asla bu olmadığını..
Özgürlük kavramının, en basit, en küçük anlarda, kesitlerde, tercihlerde bile var olması gereken küçük bir dev kelime olarak yaşanması gerektiğini,  bunun insanın kendine olan saygısını ne kadar çok etkilediğini..
Ve bunları anlamış olmanın ne kadar değerli olduğunu..
Sağol Tuba🙏
Sağlıcakla..
4 Paylaşımlar

YAPILAN YORUMLAR : “SAKIZ

  1. Kendin de aynı duruma düştüğünde insanların aynen bunları hissetmesine üzülmeyeceksen diyecek birşey yok sanırım. Ama ben yine de bu özgürlük sevdasında biraz kibir ve bencillik te görüyorum. Ben hiç kimseye bunu hissetmedim mi? Tabiki benim yaşıma gelmiş herkes gibi her iki durumu da yaşamışlığım var. Zor sınav. Yazı çok başarılı olmuş gerçekten çok güzel ifade etmişsin…

  2. Hayat tecrübesi zaten bu değil mi, Tuba, Ayşe, Hasan, Hüseyin… Ne tecrübeler yaşadık arkadaşlarımızla. Yaşayarak öğrendik her şeyi ve şimdiki "biz" olduk. Yaşadıkça da gelsin yeni isimler, yeni olaylar…

  3. Hint felsefesinin temel kurallarından biri ; "Karşına çıkan kişiler her kimse, doğru kişilerdir. Hayatımızda kimse tesadüfen karşımıza çıkmaz. Karşımıza çıkan, etrafımızda olan herkesin bir nedeni vardır; ya bizi bir yere götürürler ya da bize bir şey öğretir!" Çok severim bu sözü 🙂 Kim bilir, belki siz de Tuba'nın hayatında bir iz bıraktınız… 🙂
    Güzel paylaşımınız için teşekkürler. Yüreğinize sağlık…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir